REFERANSI VAKIF OLANIN BURNU ……..TAN KURTULMAZ

REFERANSI VAKIF OLANIN BURNU ……..TAN KURTULMAZ

80 Darbesi sonrası demokratik yönetime girme çabasında olan Türkiye 1985 yılının başında yeni yeni heyecanlar tuzağına düşüp LİONS ve ROTARY gibi sivil toplum kuruluşlarıyla başladılar güzel ülkemin saf insanlarına karşı.

Bu yapılar APOLETLER, BROŞLAR ve CÜPPELER giyerek ritüel gösterileriyle toplumsal etkiyi yaratmayı başarmış ve sözüm ona iyilik hareketleriyle çok rahat ve çok çabuk devlet içine sızmayı başarmışlardı. O yapı içine girmek öyle çok kolay değildi. Hatta o yapının içine girmişlere Milletvekili ya da Bakan gibi bir fors bindiriliyordu.

Bu yapılar genelde sosyal hizmetler içinde yuvalanmış ve dezavantajlı gruplara sözde iyilikler ile toplumun ilgisini ve devletin güvenini kazanmışlardı.

Mason ve misyoner kelimelerini Türkiye ilk o zaman duymaya başlamıştı. Bu yapılardan referansınız varsa çok rahat Belediye Başkanı, Milletvekili hatta Bakan bile olabilirdiniz.

Dezavantajlı gruplar ile çalışan yani sokak çocukları, fakir aileler, engelliler gibi alanların hakimiyeti ve kitle kontrolü ellerine geçmişti.

Onlardan icazet almak, onların davetine nail olmak, onlarla bir fotoğraf karesinde yer almak bürokraside ve siyasette niyeti olanlar için altın değerindeydi.

Kendi içlerinde kademeleri olan bu grupların en tepe konseylerini kimse bilmezdi. Onların da kendi içlerinden Devletin önemli kademelerinde görev alan üst düzey bürokratları ve önemli mevkide görev yapan siyasetçileri vardı.

Bu yapılar genelde dinden imandan uzak, özgürlükçü yapı ve aslında alttan din çökertici sistemleri ile toplum genelinde yayılmayı başarmışlardı.

O tarihlerde Gülen topluluğu vardı elbette ama o dönemin FETÖ’sü henüz istenilen ölçüde palazlanmamış ve henüz yıkım ekipleri konusunda amatör durumdaydılar.

Neyse ….. gel zaman, git zaman bu gruplar buharlaştı ve sessiz sedasız bıraktıkları hasarla esameleri artık okunmaz oldu ya da kim bilir belki de farklı formatta başka tür yapı içerisindedirler. O kadarını da ben değil istihbarat bilir.

Kıçı başı belli olmayan, liderleri belli olmayan ama her istediklerini rahatlıkla yapan bu yapılar Erdoğan iktidarının gelmesiyle kuyruklarını kısıp kendilerini buharlaştırdılar.

İşte tam da o dönemde işlevini yitirmiş bir diğer yerli ve milli bir grup daha vardı. O grubun adı ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ idi. Bu yapı da bir döneme damgasını vuran ve artık ATATÜRK ilke ve inkılaplarından uzaklaşmış ve referans stk’sı olarak görev yapmaya başlamış, içinde ATATÜRK’ünkemiklerini sızlatacak kişilerden oluşan bir güruh tarafından yönetilen bir süreci yaşattılar.

ARTIK SIRA FETÖ’YE GELMİŞTİ …

Cumhuriyet tarihimizin belki de en az PKK kadar yıkım yaratan bu hain örgüt din temelli sistemle hem din dokusunun bozulmasına, hem de diğer tüm değerlerin hasar görmesine sebep olan sistemiyle karşımıza çıktı. Onlarda da iyilik ve hizmet teması vardı. Bu yapı siyaset, iş dünyası ve halk tabanında dehşet seviyede güç odağına ulaşmış ve halen daha tam olarak temizlenememiştir. Türkiye Cumhuriyeti Fetö ile mücadeleyi terörle mücadele kapsamına almış ve halen mücadele devam ediyor.

 

GELELİM GÜNÜMÜZ VAKIFLARINA …

Psikolojik bir yaygınlıkla günümüzde siyasete girecekseniz, Devlet’ten iş alacaksanız, kaymakam, Vali, Bürokrat olacaksanız. Rahat tayin çıkaracaksanız ve benzeri bir çokalanda ihtiyaç giderecekseniz artık iktidar partisi ile değil, öncesinde Ensar gibi, İlim yayma gibi, Tügva gibi vakıflardan icazet almanız gerekiyormuş gibi suni bir hava estirilmekte. Maalesef bu suni hava toplum içerisinde normalleşmiş ve boyun eğilmiş durumdadır.

Bu tür vakıfların ayrıca üst siyasette isimlerini dillendiren bakanlar , vekiller falan olduğu için etkileri bir hayli yükselmiş durumda görünüyor.

Peki bunlar kim ???

Bu yapıda faaliyet gösteren kişilerin büyük çoğunluğu aslında ilmi yada fenni bir vasıfları yoktur. Herkes kadar kur’anokumuşlukları vardır hepsi bu. Ona bakarsan ben Kur’an-ı Kerim’i 200 defa falan hatmetmişimdir. Ama bazı illerdeki bu yapı liderlerini gözlemlediğimde Maşallah kullandıkları beden dili, hal ve hareketlerini seyrettiğinizde sanırsınız ki hepsi birer sahabe ve hepsi birer filistin mücahidi. Hatta daha acı olan şehrin yönetim erkanı bile bu zat’lar karşısında el pençe divane durduklarını maalesef görüyoruz.

Bu yapılardan çıkan derin kokuları ise yazmaya şimdilik değil ama kitap olarak sizlerle paylaşmaya az kaldı.

Sonuç olarak, suni olarak kendi kendilerine edindikleri bu statünün altı üstü aslında tamamen fos ve boştur ancak önlem alınmadığında karşımıza önemsemediğimiz ama şimdilerde ülke olarak belasından henüz kurtulamadığımız yeni yapılar yolda demektir.

Filistini savunmak, İslam sancağını tutmak, milli ve manevi değerlere sahip olmak için başlıklara ihtiyacımız yoktur. Temiz ahlak ve vicdan’a ihtiyacımız vardır.

Sonuç olarak Yeni Yüzyıla girdiğimiz şu günlerde artık eskiden kalan kumpaslar, oyunlar, hileler, din ve insan istismarlarına Türkiye’nin takati ve tahammülü kalmamıştır ve yeni yeşil, yeni yüzyılda bunlara fırsat vermeyecektir.

Aydınlık bir Türkiye için ilim ve irfan yuvalarının, çağdaş ve imanlı zeminlerin harekete geçmesi gerekiyor ve bu olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan çizgisinde başlayan yeni yüzyıl’daher şey özüne dönerek başlayacak. Yeniden diriliş, yeniden kalkınma, yeniden aydınlık.

Bu sebeple Ne Lions’lar, Ne Ensar’cılar ile değil. Büyük Türkiye Cumhuriyetinin asli unsuru değerlerimizle şahlanacaz.

İslam ve Peygamber çizgisinde yaşam sürdüren kişiler siyaset arenasında olamazlar. Eğer oluyorlarsa bu takkiyecilik ve Rantçılıktır.

İmanlı bir nesil ve aydın bir Türkiye için safları sıkı tutalım ve şeytanların araya kaynak olmasına izin vermeyelim.

 

Murat Çuhadar

Türkiye’nin Yaşam Koçu

Bir yanıt yazın