ORHAN MİROĞLU’NA BORÇLU OLDUĞUMUZ ÖZÜR

ORHAN MİROĞLU’NA BORÇLU OLDUĞUMUZ ÖZÜR

Makro düzeyde siyaset yapan, uluslararası arenada önemli bir aktör olan, demokrasi savaşı vermiş, bedel ödemiş ve çileler ile birlikte işkencelere maruz kalmış bir insanı böylesine yerel bir kapsamda yazmaktan hicap duyuyorum.

Ama suç biraz Orhan Miroğlu’nun, biraz da Mardin siyasetinin çakal takımının. Sözümün ağır olduğunu bilirim ve çekinmem.

Bu yazıyı okuyan bazı siyasilerin yüzlerinin alacağı şekli sahiden merak ediyorum. Önce Mardin’li Orhan Miroğlu’nu konuşalım. 2 Dönem Ak Parti Mardin Milletvekili olarak görev yaptı, beraberinde 3 dönem MKYK üyesi olarak siyasi arenada görev yapmakta. Gazeteci &Yazar kimliğinin yanı sıra Edebiyatçı ve Demokrasi savaşçısıdır.

Ancak gelin görün ki siyasi arena çirkinliği ile ünlenmiş Mardin siyasileri bizlere evvelden beri Orhan Miroğlu’nu nasıl tanıttıklarını, toplumu ona karşı nasıl pompaladıklarını ve onun gerçek yönlerinin saptırılarak muammalı bir insan haline nasıl getirdiklerini isterseniz hiç yazmayayım.

Yıllardır demokrasi savaşı veren, insan hak ve hürriyetleri noktasında sahada duran, düşünce mekanizması olarak insan ve hürriyet odaklı çalışan bu isim, yerel siyasetçiler tarafından topluma zehir enjekte edilen bir yöntemle anlatıldı.

4 Kasım 2023 tarihinde TÜYAP’ta Orhan Miroğlu’nun son kitabı POSTA KUTUSU 213 DİYARBAKIR isimli kitabının imza günü vardı. Bu kitap’ta Orhan Miroğlu’nun toplum için, ülkesi için Diyarbakır Cezaevinde yaşadığı o kafirceişkenceleri bizlerin uğruna nasıl çektiğini ve nasıl direndiğini anlatıyordu. Adıma imzaladığı kitabı eve gelir gelmez bir solukta okudum. Sabaha karşı 3’te kitabı ikinci kez okudum ve içinde yazılanları bir de google’ den teyit ettim. Başıma ağrılar girdi. Utandım, kasıldım, öfke doldum. Orhan Miroğlu’nun bizler için , çocukların ve Milletin istikbali için yaşadığı işkenceleri okudukça yer yarılsın içine gireyim dedim.

Kitabı tek solukta okudum ve okudukça Diyarbakır cezaevi içerisindeki çıldırmışlıkları bende yaşadım. Ters kelepçenin bileklerimin kesilişindeki pas kokusunu bende yaşadım. Esas duruşta voleybol oynamanın verdiği onur kırıcılığını ya da ziyaretime gelen annem ile Türkçe bilmediği için konuşmayıp sadece bakışarak hasret giderme hicranını bende yaşadım ve daha göz yaşlar akıtan bir çok şeyi bende o kitabı okurken yaşadım.

Ey Orhan Miroğlu ;

İnsanlık onurunu ayaklar altına alanlara karşı verdiğin onur savaşı için.

Demokrasi ve insan hakları için verdiğin şeref savaşı için

İnsanın insanca yaşaması için verdiğin ve ödediğin tüm bedeller için sana minnet ve şükran borçluyuz.

Sen, sadece şehrimin değil, ülkemin, demokrasinin, insan haklarının, onurlu yaşamanın tesisi için en önemli sembollerden birisisin.

Sağlıkla yaşa, sevgiyle kal YAŞAMA DOKUNAN ADAM…

 

Murat Çuhadar

Türkiye’nin Yaşam Koçu

Bir yanıt yazın